Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, Ramazan Sohbetleri kapsamında Yunus Suresi’nin ana mesajlarını değerlendirdi. Aydemir, surenin ilk ayetlerinden itibaren vahyin insanı hem uyarmayı hem de müjdelemeyi hedeflediğini belirtti.
Programda yaptığı konuşmada, “Elif Lam Ra” ile başlayan surenin, hikmetle dolu bir kitabın ayetlerine dikkat çektiğini hatırlatan Aydemir, vahyin bir insan eliyle gelmesinin şaşkınlık konusu yapılmasını da ayet bağlamı içinde ele aldı. Aydemir’e göre Kur’an, peygamberlik gerçeğini insanlık tarihi içindeki süreklilik üzerinden ortaya koyuyor ve vahyi büyü olarak niteleyen inkâr dilini açık biçimde kayda geçiriyor.
Surenin merkezinde tevhid çağrısı bulunduğunu ifade eden Aydemir, göklerin ve yerin ölçüyle yaratıldığını, güneş ve ayın belirli hesapla hareket ettiğini bildiren ayetlerin insanı düzen fikri üzerinde düşünmeye sevk ettiğini söyledi. “Rastgelelik yok; ölçü var, hikmet var, hesap var” değerlendirmesinde bulundu.
TEVHİD, HESAP VE SORUMLULUK
Aydemir, surenin en güçlü vurgularından birinin dönüş gerçeği olduğunu dile getirdi. Her insanın Allah’a döneceğini bildiren ayetlerin, hayatı geçici bir menfaat alanı olarak gören anlayışı sorguladığını belirtti. İman edip hayra ve barışa yönelik ameller sergileyenler için ödül, inkârda direnenler için ise kaynar su ve acı azap uyarısı yer aldığını aktardı.
Gece ile gündüzün ardı ardına gelişinin, göklerde ve yerde var edilen nimetlerin ibret olarak sunulduğunu söyleyen Aydemir, ayetlerin “bize kavuşmayı ummayanlar” ifadesiyle dünyaya kapanan zihniyeti tanımladığını kaydetti. Bu yaklaşımın, hayatı sadece görünenle sınırlayan bir bakışı temsil ettiğini ifade etti.
Programda özellikle dünya hayatına dair yapılan benzetme üzerinde duran Aydemir, gökten inen suyla canlanan toprağın bir anda biçilen ekine dönüşmesini hatırlattı. Bu tasvirin, geçicilik bilincini diri tuttuğunu söyledi. İnsanların zorluk anında dua edip, ferahlık geldiğinde uzaklaşmasını anlatan ayetlerin ise psikolojik bir gerçekliği ortaya koyduğunu belirtti.
ŞEFAAT, ORTAK KOŞMA VE AKIL VURGUSU
Surenin, Allah’ın izni olmadan hiçbir şefaatçinin devreye giremeyeceğini bildirdiğini hatırlatan Aydemir, putlaştırma eğilimine karşı açık bir uyarı bulunduğunu ifade etti. İnsanların zarar ve fayda verme gücü bulunmayan varlıklara yönelmesini eleştiren ayetlerin, aklı işletme çağrısı içerdiğini söyledi.
“Göklerden ve yerden sizi kim rızıklandırıyor?” sorusunun doğrudan bir yüzleşme sunduğunu dile getiren Aydemir, ayetlerin muhatabı düşünmeye zorladığını aktardı. Haktan sonra sapmanın ne anlam taşıdığı sorusunun da zihinsel bir muhasebe çağrısı olduğunu belirtti.
PEYGAMBER KISSALARI VE TARİHSEL UYARI
Yunus Suresi’nde Nuh, Musa ve Firavun kıssalarına yer verildiğini hatırlatan Aydemir, tarihsel örnekler üzerinden ibret kapısının aralandığını kaydetti. Firavun’un boğulma anında iman ettiğini söylemesine rağmen bu imanın kabul edilmediğini belirten ayetlere değinen Aydemir, imanın ertelenemeyecek bir tercih olduğunu vurguladı.
Yunus kavminin toplu imanının dünya azabını kaldırdığına işaret eden ayetlerin ise umut boyutunu gösterdiğini dile getirdi. Aydemir’e göre surenin genel akışı, inkârın akıbetini ve samimi yönelişin sonucunu tarihsel örneklerle pekiştiriyor.
KUR’AN’IN ŞİFA VE RAHMET VURGUSU
Aydemir, surenin son bölümlerinde Kur’an’ın gönüller için şifa, inananlar için rehber ve rahmet olarak tanıtıldığını ifade etti. İnsanların helal ve haram konusunda keyfi tasarrufta bulunmasının eleştirildiğini, yalanın Allah’a isnat edilmesinin ağır bir suç olarak kayda geçtiğini belirtti.
“Allah’ın velileri için korku yoktur” ayetinin güven mesajı taşıdığını aktaran Aydemir, iman ve takva birlikteliğinin dünya ve ahiret müjdesiyle desteklendiğini söyledi. Surenin, sabır ve vahye uyum çağrısıyla sonlandığını da hatırlattı.
Program sonunda Aydemir, Yunus Suresi’nin insana hem yön hem de sorumluluk bilinci kazandırdığını ifade etti. Tevhid, adalet, hesap ve rahmet başlıklarının surenin ana eksenini oluşturduğunu kaydetti.