Önceki dönem milletvekillerinden ve Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, söz konusu adımın devlet egemenliği ilkesini aşındıran bir örnek teşkil ettiğini ifade etti. Aydemir, güç kullanımının hukukla sınırlanmadığı bir zemine geçildiğine işaret ederek, bu yaklaşımın yalnızca Venezuela’yı değil tüm orta ve küçük ölçekli ülkeleri ilgilendiren bir güvenlik sorunu oluşturduğunu belirtti.
Aydemir, Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’ya yönelik hamlesinin, Devlet Başkanı Nicolas Maduro üzerinden okunmasının yetersiz kalacağını vurguladı. Bu tablonun, küresel ölçekte güç sahibi aktörlerin siyasi ve hukuki sınırları yeniden tanımlama eğilimini yansıttığını dile getirdi.
GÜÇ DENGESİ VE DEVLET AKLI
Aydemir, yaşananların tarihsel hafızayla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Türk devlet geleneğinde gücün tek bir unsurla ayakta tutulmadığını hatırlattı. Büyük Hun hükümdarı Metehan’a atfedilen “iktidar için altın, kılıç ve kalem” vurgusunun bugün de geçerliliğini koruduğunu aktardı. Sermayenin tek başına yeterli olmadığı, savunma kapasitesi ve bilgi üretimiyle desteklenmeyen zenginliğin kırılgan hale geldiğini ifade etti.
Enerji kaynaklarına sahip ülkelerin dahi askeri ve teknolojik kapasite eksikliği yaşadığında dış müdahalelere açık hale geldiğini belirten Aydemir, güncel küresel dengelerin bunu açık biçimde gösterdiğini değerlendirdi. Savunma gücü ile bilgi altyapısının birlikte inşa edilmediği hiçbir yapının kalıcı olamayacağını söyledi.
TÜRKİYE’NİN STRATEJİK ÖNCELİĞİ
Aydemir, Türkiye’nin bu tabloyu dikkatle okuması gerektiğini belirterek savunma gücünün vazgeçilmez bir hedef olarak korunmasının önemine işaret etti. Türk kültüründe barışın, caydırıcılıkla birlikte anlam kazandığını hatırlatan Aydemir, Kül Tigin’e atfedilen “sulh isteniyorsa cenge hazır ol” yaklaşımının günümüz güvenlik anlayışıyla örtüştüğünü dile getirdi.
Savunma sanayii, teknoloji üretimi ve nitelikli insan kaynağının birlikte ele alınmasının, Türkiye’nin stratejik bağımsızlığını güçlendireceğini vurgulayan Aydemir, küresel güç rekabetinin bu üç alan üzerinden şekillendiğini ifade etti.